EDEBALİ
Rüveyda GÜNDOĞDU

Rüveyda GÜNDOĞDU

EDEBALİ

02 Eylül 2016 - 17:00 - Güncelleme: 02 Eylül 2016 - 17:04

         Kıymetli dostlar merhaba,

         Uzun bir aradan sonra sizlere tekrar seslenebilmenin sevinç ve heyecanı içindeyim.

         Bilecik…Geçmişte Bitlis İstanbul arasında yaptığımız uzun tren yolculuklarında dağların arasında , yeşillikler içinde hatırladığımız küçük, şirin Anadolu şehri. Alanı küçük ama taşıdıkları büyük bir şehir Bilecik. Bir dost ziyareti için  gittiğimde ben de yakından tanıma fırsatı buldum  ve sizlerle de paylaşmak istedim. Şehrin girişinde kuruluş ve kurtuluşun merkezi  Bilecik diye yazmakta. Anlatacak o kadar çok şey var ki bu yazıda sadece birinden bahsedip diğerlerini sonraki yazılara bırakıyorum.

        Şehrin ana caddesinde Şeyh Edebali Türbesi yazılı kahverengi yön tabelasını görünce  ismini ve sözlerini çok duyduğum  bu zatı ziyaret etmek istedim. Vadi içinde dar bir yoldan geçip  birkaç basamak merdivenle türbeye ulaşılmakta. Küçük  mütevazi bir türbe; merhumun ve birkaç yakınının sandukası ile yanında küçük tertemiz bir mescidi var.Merdivenleri çıkmak biraz yorucu olsa da  o manevi makamın iklimi sizi alıp başka yerlere götürüyor.

         Şeyh Edebali (Şeyh Adabalı veya Şeyh Atası) 1206 – 1326 yılları arasında ,  Osmanlı Devleti'nin kuɾuluş yıllaɾında yaşamış biɾ İslam din bilgini, Ahi şeyhi, Osman Gazi'nin kayınbabası ve hocası, biɾ anlamda da sonɾadan  impaɾatoɾluk olacak Osmanlı Devleti'nin fikiɾ babasıdıɾ. 
         Aslen Karamanlı olan Şeyh Edebali ilk  eğitimini Karaman´da yaptı. Hanefi hukukçusu Necmeddin ez-Zahidi´nin öğrencisi oldu. Daha sonra Dımaşk´a(Şam) giderek Sadreddin Süleyman b.Ebül-iz ve Cemalettin el-Hasiri gibi dönemin tanınmış din bilginlerinden  dini ilim öğrendi. Şam'dan  memleketine  dönünce tasavvufa yöneldi. Eskişehir yakınlarında  yaptırmış olduğu zaviyede öğrenci yetiştirir ve halkı aydınlatırdı. Aşıkpaşazade  zaviyesinin hiç boş kalmadığını, Edebali' nin gelip geçen fakirlerin her türlü ihtiyacını gidermeye çalıştığını, hatta bu amaçla  koyun sürüsü bulundurduğundan bahseder. Tefsir, hadis ve özellikle İslam hukukunda uzmanlaştığı bilinmektedir. Alim,  varlıklı, etkin, çevresi için örnek  bir kişi olan Şeyh Edebali, Bilecik'te de bir dergah yaptırmış, Osman Gazi'yi de birçok defa burada misafir etmiştir. Osman Gazi, mübarek günlerde Edebali'nin  dergahına  giderek dini ve idari konularda, onun görüşlerini alırdı. Rivayete göre, Osman Gazi dergahta bulunduğu bir gece, rüyasında Şeyh Edebali'nin göğsünden bir ayın çıkıp kendi göğsüne girdiğini ve göğsünden bir büyük ağaç  çıkarak dallarının  bütün alemi kaρladığını, altından birçok nehirlerin çıkıp insanların bu sulardan geçtiklerini görmüştü. Sabah olup rüyayı anlatınca, Şeyh Edebali rüyayı şöyle yorumlamıştır: 

"Sen, Ertuğrul Gazi oğlu Osman, babandan sonra bey olacaksın. Kızım Malhun Hatun ile evleneceksin. Benden çıkıp sana gelen nur budur. Sizin soyunuzdan nice padişahlar gelecek ve nice devletleri bir çatı altında toplayacaklar, Allah nice insanın İslam'a kavuşmasına senin soyunu vesile edecektir."

          Gerçekten de öyle olur, 600 yıldan   fazla devam edecek olan bir imparatorluğun temelleri Osman Gazi ile atılır ve bunun ilk müjdecisi Şeyh Edebali olur. 
         Şeyh Edebâli'nin Osman Gazi'ye Nasihatı, ünlü Osmanlı tarihçisi Cenabi'nin "Cenabî Tarihi" adıyla da bilinen "el-Hâfilü'l-Vâsıt ve Aylemü'z-Zâhirü'l-Muhît" adlı Arapça eserinin Süleymaniye Kütüphanesi'nde kayıtlı bir nüshasında mevcuttur:

 Oğul;“İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, gün batarken ölürler. Unutma ki dünya sandığın kadar büyük değildir. Dünyayı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüzdür. Hırsımız, bencilliğimiz…”

Dünya bir garip han, bir hoyrat mekan,
İnsan bir garip varlık kabına sığmayan
Hayat bir yudum su, bir anlık rüya
Ömür bir kısa yol tekrarı olmayan

Bu yolda nazarımızı sonsuzluğa dikip; büyük yürümek ve büyük ölmek gerek. Bu yolda hırs, diken; benlik ve kibir, engeldir oğul. Sakın ha kendine takılmayasın ve kendinde boğulmayasın. Teklik sadece Allaha mahsustur, tek başına karara durup hoyrat dünyanın dayanılmaz ağırlığını kaldırmayasın. İşlerini ehil kişilere danışarak tutasın, danışırsan yol alırsın, danışmasan yolda takılıp kalırsın oğul.

“Güçlüsün, akıllısın, söz sahibisin; ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen, sabah rüzgarında savrulup gidersin.

Bir dem gelir bir tekmeyle dünyaları yıkacak olursun, bir dem gelir yerdeki karıncaya mağlup olursun. Sabırsız olmaz oğul. Sabırsız menzile varılmaz. Kaf Dağı’na sabırsız ulaşılmaz. Sabır kara bir dikeni yutmak, diken içini parçalayıp geçerken de hiç ses çıkarmamaktadır. Vazifen çetin, yükün ağırdır oğul. Hizmette önde ücrette geride olasın. Vazifenin en ağırına talip olmakta kaçınmayasın. Vazifenin ağırlığı Yaratan’ın kullarına ihsanıdır.

Ey Oğul! 
Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana... Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana... Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..
Ey Oğul!
Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah Teala yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin.
        

  Şeyh Edebali  1326 yılında  vefat etmiş , Bilecik’teki dergahına gömülmüştür. Bilecik'te ve Eskişehir'de adına türbeler  yaρılmıştır.  Vefatından bir ay sonra kızı, dört ay sonra da damadı Osman Gazi vefat etmiştir. 

        Bu büyük şahsiyeti ben de minnet, şükran ve rahmetle anıyor, sizlere de sağlıklı, mutlu güzel günler diliyorum. Sevgiyle kalın.


 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar